Blog
Explore the latest trends, techniques, and tips to enhance your blogging skills and engage readers more effectively.
Türkiye ile Türkmenistan arasındaki doğal gaz ticaretine ilişkin görüşmeler 27 yıl sonra nihayet anlaşmayla sonuçlandı. Türkmen gazının Türkiye’ye tedariki için varılan mutabakat kapsamında teslimatların 1 Mart 2025’te başlaması planlanıyor.
Bu anlaşma, iki ülke arasındaki enerji işbirliğini güçlendirdiği gibi, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından da kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Türkiye, Türkmenistan’ın zengin doğal gaz kaynaklarından faydalanarak enerji tedarikini çeşitlendirmeyi hedefliyor.
Türkmenistan’dan Türkiye’ye doğal gaz tedariki konusundaki görüşmelerin hız kazanmasında en önemli dönüm noktalarından biri, 1 Mart 2024’te Antalya Diplomasi Forumu’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguly Berdimuhammedov’un bir araya gelmesi oldu.
Bu zirvede, iki ülkenin enerji ve petrol alanında işbirliğini artırma konusunda mutabakata vardığı duyurulmuştu. Ardından, Temmuz 2024’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar Türkmenistan’a giderek konuyu detaylandıran temaslarda bulundu. Bayraktar, "Türkmenistan gazının Türkiye’ye gelmesi konusunda güçlü bir irade var" diyerek sürecin hızlandığını duyurdu.
Bu diplomatik trafiğin ardından, BOTAŞ ile Türkmengaz arasında tarihi bir anlaşma imzalandı ve Türkmen gazının Türkiye’ye taşınmasının önü açıldı.
Türkiye, Türkmenistan gazını İran-Türkiye doğal gaz bağlantı noktasında Gürbulak’tan teslim alacak. 1 Mart 2025’te başlaması planlanan tedarik sürecinde, yıl sonuna kadar Türkiye’ye 1,3 milyar metreküp doğal gaz sağlanması hedefleniyor.
Bu anlaşmayı sıradan bir alış-veriş anlaşması olarak ele almamak gerekir. Zira söz konusu anlaşma sıradan bir anlaşma olmanın ötesinde bir nitelik taşımaktadır. Öyle ki 1998 yılından bu yana süre gelen görüşmelerin nihayete erdirilmesinin önündeki bir çok engeller Türkiye ve Türkmenistan arasındaki anlaşmayla birlikte ciddi ölçüde aşılmıştır. Söz konusu engellerden belki de en önemlisi Hazar’ın statüsüyle ilişkiliydi. Çünkü bilhassa Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında Hazar’ın statüsü ciddi bir tartışma konusu haline gelmiştir. Zira söz konusu tartışmalar Hazar ile ilişkili herhangi bir enerji projesinin ne yönde şekilleneceğine ya da ilerleyeceğine doğrudan etki yapmaktaydı. Bu bağlamda uluslararası hukuk nezdinde Hazar’ın göl mü yoksa deniz mi olduğuna yönelik tartışmaların bölgeyle ilişkili enerji projeleri üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte Hazar Denizi’nin hukuki statüsü, 2018 yılında imzalanan Hazar Denizi'nin Hukuki Statüsüne Dair Konvansiyon ile belirlenmeye çalışıldı. Ancak, bu konvansiyon bazı temel belirsizlikleri giderse de, özellikle deniz tabanından geçen boru hatları konusunda önemli soru işaretleri bırakmıştır. Bu noktada anlaşmanın önemi ortaya çıkmaktadır. Öyle ki Türkiye ile Türkmenistan arasındaki anlaşma Hazar’ın statüsü ile ilişkili belirsizlikleri swap yöntemiyle büyük oranda aşmaktadır.
Bu anlaşma, Türkiye’nin ilk kez kendi sınırları dışındaki bir ülkeden boru hattı ile doğal gaz almasını sağlayacak. Daha önce LNG formunda farklı ülkelerden gaz ithal eden Türkiye, Türkmenistan’la yapılan bu mutabakatla enerji tedarik yollarını çeşitlendirmiş olacak.
Türkiye ve Türkmenistan arasındaki anlaşma sadece iki ülke arasındaki ticareti değil, aynı zamanda Türkmenistan doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılma ihtimalini de gündeme getirdi.
Bu noktada en büyük engellerden biri, Hazar Denizi’nin statüsü ve buradan geçecek bir boru hattına dair uluslararası kısıtlamalar. Eğer Türkmenistan’dan Türkiye’ye doğrudan uzanacak bir boru hattı inşa edilirse, Avrupa için de yeni bir enerji kaynağı devreye girebilir.
Uzmanlara göre, Hazar geçişli bir boru hattı Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini güçlendirirken, Rusya’nın bölgedeki enerji ihracatındaki ağırlığını da azaltabilir.
BOTAŞ-Türkmengaz anlaşması, enerji piyasalarında sadece ticari bir mutabakat olarak değil, bölgesel dengeleri de etkileyebilecek stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin Orta Asya’daki enerji kaynaklarıyla doğrudan bağlantı kurması, enerji arz güvenliğini artırırken, uluslararası enerji denklemini de değiştirebilir.
Türkiye, bu anlaşmayla birlikte, bölgedeki diğer doğalgaz üreticileriyle de benzer işbirlikleri geliştirme fırsatı yakalayabilir. Bu durum, yalnızca Türkiye için değil, bölgedeki diğer ülkeler için de yeni enerji işbirliklerinin önünü açabilir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar beş yıllık bir doğal gaz alım anlaşması yapmak için Türkmenistan ile görüşmeler yürüttüklerini söyledi. Bu doğrultuda Bayraktar, bir medya organında yayımlanan söyleşisinde anlaşmaya atıfta bulunarak, "Bunu uzun dönemde yapmak istiyoruz. Uzun dönemli bir swap anlaşması hedefimiz var. Bu yıl içerisinde muhtemelen bir beş yıllık swap anlaşmasını uzatacak şekilde bir program üzerinde çalışıyoruz." dedi. Bu gelişmeyi Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendirmek ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek adına önemli bir adım olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğinin derinleşmesine katkı sağlayarak, bölgesel enerji dinamiklerinde Türkiye'nin konumunu daha da güçlendirebileceğini ifade etmek mümkün. Bu doğrultuda anlaşmanın hayata geçirilmesiyle birlikte, Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılması da mümkün hale gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini desteklerken, Avrupa'nın enerji arz güvenliğine de olumlu katkılar sunabilir.
Asla spam email atmayacağız.
Neler bulacaksın 👇
10+ haftanın gündemi
2+ yaşam seçkisi
1+ Scrolli'de öne çıkanlar